Yargıtay'dan Emsal Karar: Düğünde Takılan Takılar Kadının Hakkıdır

Yargıtay düğünde takılan takıların erkeğe mi yoksa kadına mı ait olduğuna dair kararını yineledi.

Yargıtay'dan Emsal Karar: Düğünde Takılan Takılar Kadının Hakkıdır

Yargıtay, tarafların düğün merasiminde davacı kadına takılan ve kadının kişisel malı niteliğinde olan ziynet eşyaları ile mülkiyeti kadına ait olmak üzere evlilik birliği içerisinde davalı erkek tarafından alınacağı taahhüt edilen bir kısım ev eşyasının iadesi olmadığı takdirde bedellerinin tahsili istemine ilişkin davada kararını verdi. Kadına iade edilmelidir.

Ziynet eşyalarının düğün töreni sırasında bir torbaya konulduğu, düğünden sonra kiralık ev bakmaya başka bir şehre gitmeleri nedeni ile davalının ailesine bu ziynetlerin geçici olarak teslim edildiği, akabinde davalının evlilik birliği içerisinde kendisine ziynetleri teslim etmediği ve planlı olarak ziynet eşyalarını almadan davalı eşi tarafından ... evine bırakılıp sonrasında fiili ayrılığın başladığı iddia edildiğine ve davalı tarafça bu ziynetlerin rızası hilafına anne ve babasına teslim edildiği ve halen rızası hilafına anne ve babası tarafından davacı kadına iade edilmediğine ilişkin bir savunma da bulunmadığına göre, tarafların evlilik akdi ile birlikte yaşadığı 5 yıllık süre zarfında mülkiyet hakkı davacı kadında olan ziynetleri, geçici olarak teslim edilen kendi anne ve babasından alıp davacı kadına iade etmeyen davalı erkeğin, münhasıran düğün töreninden sonra ziynetlerin geçici süreliğine davalının anne ve babasına teslim edildiği gerekçesi ile davada husumeti bulunmadığı şeklindeki kabul, usul ve yasaya aykırı olup, davacı kadının taleplerinin esasına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesi gerekir.

T.C.
YARGITAY
İKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas : 2022/4532
Karar : 2022/10091
Tarih : 07.12.2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 07.12.2022 günü temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ... ... geldi. Karşı taraf davalı ... ve vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı taraf dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında, davalı ... ile 2015 yılında evlendiklerini, evlilik birliğini yürütememeleri nedeni ile Kayseri 3. Aile Mahkemesinin 2020/931 esas sayılı dosyası üzerinden boşanma davası açıldığını, evlenirken aralarında bir kısım ziynet ve ev eşyasının alınması hususunda mehir senedi yapıldığını, bu belgede tarafların babaları ve köy muhtarının da imzası bulunduğunu, akabinde Şanlıurfa’da düğün yaptıklarını, düğün töreninde kendisine dava konusu yaptıkları çeşitli ziynetlerin takıldığını, bu ziynetlerin davalının ailesi tarafından bir torba içerisine alınarak toplanıldığını, akabinde kiralık ev bakmak üzere Burdur’a gidecekleri için ziynetlerin davalının ailesinde kaldığını, sonrasında bu ziynetlerin kendisine teslim edilmediğini, 2020 yılında aile ziyareti için anne ve babasının bulunduğu Kayseri iline eşi ile birlikte geldiğini, ertesi ... eşinin Şanlıurfa’ya döndüğünü, akabinde davalı eşinin boşanmak istediğine ilişkin mesaj attığını, davalı tarafça planlı olarak ... evine ziynet eşyaları olmadan bırakılarak fiili ayrılığın başlatıldığını iddia etmiş, dava konusu ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedeline hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine, bölge adliye mahkemesince, “davacının dilekçesinde, talebe konu ziynet eşyalarının davalının ailesi tarafından alındığını iddia ettiği, dinlenen tanıkların da ziynetlerin davalı tarafından alındığına yönelik beyanları bulunmadığı gibi, bir kısım tanıklar tarafından davalının ziynetlerin kendi ailesi tarafından alınması sebebiyle ailesi ile arasında sorunlar yaşandığına ilişkin bilgilerini aktardıkları, davalının ailesi ile menfaat birliği içinde olduğunun da mevcut dosya kapsamıyla iddia ve ispat edilmediği, bunun yanında sunulan çeyiz senedinde davalının imzasının bulunmadığı, davalının söz konusu senedi kabul etmediği, bu senede dayalı bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilemeyeceği bu kapsamda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tarafların düğün merasiminde davacı kadına takılan ve kadının kişisel malı niteliğinde olan ziynet eşyaları ile mülkiyeti kadına ait olmak üzere evlilik birliği içerisinde davalı erkek tarafından alınacağı taahhüt edilen bir kısım ev eşyasının iadesi olmadığı takdirde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.

Mehir, erkek eşin evlenme sözleşmesi öncesinde yahut evlenme anında ya da evliliğin devamı sırasında bazen de sona ermesi halinde kadına belirli bir mal, para veya ekonomik değeri olan bir şeyi ... etmesidir. Erkek eş dışında üçüncü bir kişinin de bağışlama vaadi geçerli olmakla beraber, mehir ilişkisinde aslolan evlenen erkek eşin evlilik akdi nedeni ile muayyen bir malın kadına bağışlanma iradesini daha önceden yazılı yahut sözlü olarak ortaya koymasıdır.

Davacı kadın, davalı erkeğin, evlilik akdinin yapılması karşılılığında, mülkiyeti kadına ait olmak üzere bir kısım çeyiz eşyası alınacağını taahhüt ettiğini, bu hususun ispatı kapsamında tarafların babası ve köy muhtarı tarafından “çeyiz senedi” başlıklı belgenin düzenlendiğini iddia etmiştir. Buna göre çeyiz eşyası talebine konu taşınır malların kadına davalı tarafından bağışlanacağı iddia edildiğine, davacı tarafça sunulan “çeyiz senedi” isimli belgenin de iddianın ispatı kapsamında delil niteliğinde ibraz edildiğinin anlaşılmasına göre, davacı tarafın çeyiz eşyasının teslimine ilişkin talebinde husumetin davalı erkeğe yöneltilmesi yerinde ve zorunludur.

Bunun yanında, davacı kadın dava dilekçesi ile çeyiz senedinde yazılı ziynetler ile düğün töreninde kendisine takılan bir kısım ziynetlerin iadesini talep etmiş, bu ziynetlere ilişkin çeyiz senedi ile düğün törenine ilişkin kamera kayıtlarına delil olarak dayanmıştır. Ziynet eşyalarının düğün töreni sırasında bir torbaya konulduğu, düğünden sonra kiralık ev bakmaya başka bir şehre gitmeleri nedeni ile davalının ailesine bu ziynetlerin geçici olarak teslim edildiği, akabinde davalının evlilik birliği içerisinde kendisine ziynetleri teslim etmediği ve planlı olarak ziynet eşyalarını almadan davalı eşi tarafından ... evine bırakılıp sonrasında fiili ayrılığın başladığı iddia edildiğine ve davalı tarafça bu ziynetlerin rızası hilafına anne ve babasına teslim edildiği ve halen rızası hilafına anne ve babası tarafından davacı kadına iade edilmediğine ilişkin bir savunma da bulunmadığına göre, tarafların evlilik akdi ile birlikte yaşadığı 5 yıllık süre zarfında mülkiyet hakkı davacı kadında olan ziynetleri, geçici olarak teslim edilen kendi anne ve babasından alıp davacı kadına iade etmeyen davalı erkeğin, münhasıran düğün töreninden sonra ziynetlerin geçici süreliğine davalının anne ve babasına teslim edildiği gerekçesi ile davada husumeti bulunmadığı şeklindeki kabul, usul ve yasaya aykırı olup, davacı kadının taleplerinin esasına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu pasif husumet bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddi doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 8.400 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 07.12.2022