İDDK’den Emsal Karar: Öğretim Görevlisi-Öğrenci İlişkisi “Özel Hayat” Sayılmadı
Danıştay İDDK, öğretim görevlisi ile öğrenci arasındaki ilişki nedeniyle verilen kamu görevinden çıkarma cezasını hukuka uygun buldu. Kararda, “özel hayat” sınırı ve kamusal alana sirayet kriterleri öne çıktı.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), bir meslek yüksekokulunda görev yapan öğretim görevlisine verilen “kamu görevinden çıkarma” disiplin cezasını hukuka uygun buldu. Kararda öne çıkan yaklaşım şu şekilde özetleniyor: İDDK, öğretim elemanlarının yükseköğretimin “asli personel unsuru” olduğunu vurgulayarak, toplumun bu kişilere güven duymasının yükseköğretime olan güveni doğrudan etkilediğini belirtiyor. İncelemede, öğretim görevlisi ile öğrenci arasındaki ilişkinin öğretim elemanı–öğrenci sınırını aşması, bu durumun kurum ortamına yansıması / kamusal alana sirayet etmesi ve alenileşmesi kriterleri önem kazanıyor. Ayrıca Kurul, disiplin hukuku bakımından değerlendirmenin, ceza yargılamasındaki sonuçtan bağımsız yapılabileceğine işaret ediyor: “Disiplin cezası için mutlaka ceza hukuku anlamında bir mahkûmiyet şart değildir” yaklaşımı öne çıkıyor. Bu çerçevede İDDK, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi kapsamındaki “öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı/utanç verici hareket” değerlendirmesiyle ihraç cezasını uygun görüyor. Danıştay İDDK, bir meslek yüksekokulunda görev yapan öğretim görevlisine verilen kamu görevinden çıkarma cezasını hukuka uygun buluyor. Kurulun temel yaklaşımı: Öğretim elemanı–öğrenci ilişkisinin sınırlarını aşan ve öğretim ilişkisini zedeleyen fiiller, bazı durumlarda “özel hayat” koruması içinde değerlendirilmeyebilir. Kararda, fiilin özel alandan çıkıp kamusal alana yansıması (sirayet/aleniyet) ve kurumun güven/itibarına etkisi öne çıkarılıyor. “Özel hayat” savunması, özellikle öğretim elemanı–öğrenci gibi güç dengesi bulunan ilişkilerde, ilişki kuruma yansıyorsa veya öğrenci-öğretmen sınırlarını ihlal ediyorsa her zaman koruma sağlamayabilir. Disiplin hukuku değerlendirmesi, ceza yargılamasından bağımsız yürüyebilir: Ceza davası açılmaması ya da mahkûmiyet olmaması, disiplin cezasını otomatik olarak engellemeyebilir. İDDK, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi kapsamında “öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak” nitelikte davranışların ağır yaptırıma konu olabileceğini vurguluyor. Üniversiteler açısından: Öğrenci-öğretim elemanı ilişkilerinde etik sınırlar ve kurumsal güven daha güçlü bir şekilde korunacak; disiplin soruşturmalarında “kuruma sirayet” ve “güven sarsılması” kriterleri daha belirleyici hale gelebilir. Personel açısından: Öğrenciyle kurulan temaslarda mesleki sınır, görev/rol etkisi ve kurumsal ortama yansıma riski çok daha kritik. Süreç yönetimi açısından: Delillendirme, kayıtlar, soruşturma usulü ve gerekçelendirme daha fazla önem kazanır; benzer olaylarda emsal gösterilebilecek bir çerçeve oluşur.