Orta Doğu’da tansiyon zirveye çıkarken, Türkiye’den tepkiler art arda geliyor. Memur-Sen, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin yayımladığı kapsamlı açıklamada sert ifadeler kullandı. Konfederasyon, saldırıların yalnızca bir ülkeyi değil, “bölgesel barışı ve insanlığın ortak vicdanını” hedef aldığını savundu. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukukun dışına çıktığı ve diplomasinin yerini askeri güç kullanımının aldığı iddia edildi. Memur-Sen, bölgede yaşananların “korku üzerinden dizayn edilen” yeni bir tahakküm girişimi olduğunu öne sürdü. Memur-Sen’in metninde öne çıkan başlıklardan biri de saldırıların Ramazan ayına denk gelmesi oldu. Konfederasyon, Ramazan’ın Müslüman toplumlar açısından rahmet ve dayanışma ayı olduğunu hatırlatarak, bu dönemde saldırıların artmasının “sadece askeri değil, aynı zamanda sembolik bir mesaj taşıdığı” görüşünü dile getirdi. Açıklamada, uluslararası sistemin nükleer silahlar ve güvenlik politikalarında çifte standart uyguladığı savunuldu. “Bir tarafın silahına meşruiyet tanınırken, diğer tarafın mutlak tehdit olarak görülmesi” eleştirilerek, bunun adalet değil “zorbalık ürettiği” ifade edildi. Konfederasyon, bu yaklaşımın barış yerine kalıcı bir gerilim ürettiğini ileri sürdü. Memur-Sen, ABD’nin geçmişteki müdahalelerinin bölgede ağır yıkımlara yol açtığını savunan bir çerçeve çizdi. Irak, Afganistan ve Filistin üzerinden örnekler verilerek, müdahalelerin bedelini sivillerin ödediği, milyonlarca insanın yerinden edildiği ve büyük insani krizlerin oluştuğu görüşü paylaşıldı. Açıklamada, benzer müdahaleci yaklaşımın yalnızca Orta Doğu’da değil, farklı coğrafyalarda da darbeler ve yaptırımlar üzerinden etkili olduğu iddia edildi. Konfederasyon, saldırılarda sivil alanların zarar gördüğü yönündeki iddialara da dikkat çekerek “çocukların kanı üzerinden güvenlik inşa edilemeyeceğini” savundu. Sivil kayıplar ve altyapı tahribatı vurgulanarak, bunun insanlık vicdanında derin yaralar açtığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, bölgede gerilimin büyüyerek daha geniş bir çatışmaya dönüşme ihtimaline karşı uyarı yapıldı. Bazı saldırıların “meşru müdafaa” söylemiyle genişletilerek bölge ülkelerinin daha büyük bir savaşın parçası haline getirilebileceği iddia edildi ve dikkatli olunması gerektiği belirtildi. Metnin son bölümünde Memur-Sen, durduğu yeri “mazlumun yanında, zulmün karşısında” şeklinde tarif etti. Konfederasyon; savaşın, işgalin ve sivillerin hedef alınmasının karşısında olduklarını, uluslararası hukuk ve insan onurunun esas alınması gerektiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, “adaletin kalıcı, zorbalığın geçici olduğu” ifadesiyle mücadele ve dayanışma mesajı verildi.