Danıştay 2. Dairesi, atama sürecinde alınan istifa dilekçelerinin tek başına hukuki sonuç doğuramayacağına ilişkin emsal nitelikte bir karara daha imza attı. Yüksek Mahkeme, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında genel müdür yardımcısı olarak görev yapan bir kamu görevlisinin, daha sonra sosyal çalışmacı kadrosuna atanmasına ilişkin işlemi hukuka aykırı buldu. Danıştay, davayı reddeden ilk derece mahkemesi ile bu kararı onayan Bölge İdare Mahkemesi kararlarını bozdu. İlk derece mahkemesi kararında; davacının sağlık gerekçesiyle görevinden ayrılmak istediği, müktesebine uygun olarak daha önce görev yaptığı sosyal çalışmacı kadrosuna atanmasının idarenin personel planlaması ve hizmet gerekleri kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Mahkeme, idarenin atama konusunda geniş takdir yetkisine sahip olduğunu vurgulayarak davayı reddetti. Dosyayı inceleyen Danıştay 2. Dairesi ise farklı bir sonuca ulaştı. Kararda, davacının 13/10/2024 tarihli dilekçesiyle görevinden ayrılma iradesini açıkladığı, ancak 14/10/2024 tarihli yeni dilekçeyle bu talebinden açıkça vazgeçtiğini idareye bildirdiği tespitine yer verildi. Danıştay’a göre, istifa dilekçesi idarece kabul edilip işleme konulmadıkça hukuki sonuç doğurmaz. Davacının bir gün sonra verdiği dilekçeyle iradesini geri çektiği ve görevinde kalmak istediğini açıkça ortaya koyduğu vurgulandı. Yüksek Mahkeme, 13/10/2024 tarihli dilekçenin davacının nihai ve gerçek iradesini yansıtmadığına, bu nedenle söz konusu dilekçenin atama işlemine dayanak yapılamayacağına hükmetti. Bu gerekçeyle, sosyal çalışmacı kadrosuna atamaya ilişkin işlemin hukuka uygun olmadığına karar verildi. Danıştay 2. Dairesi, davacının temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozdu ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilgili mahkemeye gönderdi. Karar, atama sürecinde alınan ancak geri çekilen istifa dilekçelerinin geçerli kabul edilemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. memurlar.net